Süper Holding Yönetim Kurulu Başkanı ve Bind Çikolata’nın patronu Mehmet Yasubuğa, 2026 Sweets & Snacks Expo’dan döndü. Las Vegas’a taşınan fuarın bu yılki en güçlü trendlerini ve sektörün geleceğini Cafe Business’a değerlendirdi: Kakao fiyatlarının düşmesiyle yüksek kakaolu gerçek çikolataya dönüş hızlanıyor, protein ve fonksiyonel içerik vitrini ele geçirdi, dondurularak kurutulmuş meyveler patlama yaşıyor, lisanslı ürünlerde artık çocuklar değil yetişkinlerin nostaljisi konuşuluyor.
Amerika’nın en büyük şeker ve atıştırmalık buluşması olan Sweets & Snacks Expo, bu yıl tarihinde ilk kez Las Vegas’ta toplandı. 17.500 katılımcı, 1.000’i aşkın üretici ve neredeyse 500 ürünün yarıştığı “Most Innovative New Product Awards” ile fuar, sektörün yeni döneme uyum sürecinin nabzını tutan bir vitrin oldu.
Türkiye’den 27 şirketin katıldığı, İHBİR’in Türkiye Milli Katılım Pavilyonu’nu organize ettiği fuarda, Ülker (Pladis ve Godiva çatısı altında ile CCC), Şölen, Kervan, Elvan, Bolci ve Bifa Gıda gibi büyük ihracatçılarımızın yanı sıra Süper Grup bünyesindeki Bind Çikolata da yer aldı. Süper Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Yasubuğa, fuarın ardından izlenimlerini aktardı.
İşte 1971’de butik çikolatacılık yaparak doğan, 2011’den bu yana Yasubuğa ailesinin yönettiği, bin çeşit ürünle dünya markalarıyla yarışan Bind’in başındaki ismin teşhisleri ve değerlendirmeleri sektörün yönünü de gösteriyor:

“Fuar yeni döneme uyum havasındaydı”
Sektörün, artık dönem geçişi yaşadığına vurgu yapan Yasubuğa’nın fuar standlarından çıkardığı durum değerlendirmesi net:
“Fuar bu yıl Las Vegas’ta düzenlendi ve sektörün yeni döneme uyum sürecini yansıtan bir organizasyon havasında geçti diyebiliriz” sözleriyle başlayan değerlendirme, ardından sektörü yeniden şekillendiren on ayrı eğilime uzandı. Bu eğilimlerin her biri, raftaki çikolatadan, jelibondan, atıştırmalıktan önümüzdeki aylarda ne göreceğimizin haritası niteliğinde.
En çarpıcı başlık: Gerçek çikolataya dönüş
Yasubuğa’nın altını en kalın çizdiği gelişme, çikolatanın kendi özüne dönüşü.
“En dikkat çeken gelişmelerden biri, gerçek çikolataya dönüşün yeniden hız kazanmasıydı” diyen Yasubuğa, dönüşün ardındaki ekonomik gerekçeyi de açık bir şekilde anlattı: “2024 ve 2025 yıllarında kakao fiyatlarının aşırı yükselmesi nedeniyle birçok marka daha az kakao kullanılan ürünlere yönelmişti. Ancak 2026’da kakao fiyatlarının ciddi şekilde düşmesiyle birlikte firmaların yeniden yüksek kakao içerikli gerçek çikolata üretimine ağırlık verdiği açık şekilde görülüyordu.”
Bu, sektör için ikinci bir kazanım daha getiriyor: “Bu durum, kakao yerine kullanılan alternatif yağlara olan yönelimi azaltırken daha kaliteli ve daha doğal ürünlerin önünü açtığı aşikârdı.”
Yasubuğa’nın bu tespiti, kakao piyasasındaki dalgayı yakından izleyenler için kritik. 2024 sonunda tonu 12 bin doları aşan kakao, 2026 baharında 3-4 bin dolar bandına gerilemiş olsa da JP Morgan gibi kurumlar yeni normalin 6 bin dolar civarında oluşacağını öngörüyor. Yani fiyatın bir miktar inmiş olması, sektörü “gerçek çikolataya” çevirmek için yeterli bir nefes açtı.

Protein, lif, kolajen: İşlevsel atıştırmalık vitrini
Yasubuğa’nın ikinci güçlü vurgusu, sağlık ve hazzı tek üründe birleştiren “işlevsel atıştırmalık” trendi üzerine.
“Protein destekli ve işlevsel atıştırmalıklar fuarın en güçlü alanlarından biriydi. Sağlıklı görünürken aynı zamanda keyif veren ürünler ciddi şekilde artmıştı” diyen Yasubuğa, kategoriyi de ayrıntılandırdı: “Özellikle proteinli çikolatalar, süt proteini içeren atıştırmalıklar, lif destekli ürünler, enerji veren ürünler ile güzellik ve kolajen temalı patlamış mısır ve atıştırmalık çeşitleri oldukça dikkat çekti.”
Bu gözlem, fuarın “Trailblazer Snack” ödülünü Belle’s Gourmet Popcorn’un “Raspberry Rose (Beauty + Glow)” patlamış mısırının kazanmasıyla da örtüşüyor. Atıştırmalığın bir cilt bakım ürünü gibi konumlandırıldığı bu yeni yaklaşım, GLP-1 (Ozempic vb.) ilaçlarının yarattığı baskıyla doğrudan bağlantılı: Mide küçülünce her lokmanın bir mazereti olmak zorunda.
Az şekerli ve şekersiz: “Kaliteli ve sağlıklı algısı çok güçlü”
Yasubuğa’nın gözlemlediği üçüncü güçlü alan, şeker tarafındaki dönüşüm.
“Az şekerli ve şekersiz ürünler de fuarın en yoğun alanlarından biriydi. Kullanılan yeni çözümler arasında düşük kalorili doğal tatlandırıcılar, Hindistan cevizi şekeri, yulaf sütlü çikolatalar, bitki temelli tarifler ve düşük kalorili yumuşak meyve şekerleri öne çıkıyordu” diyen Yasubuğa, son cümlesini bir gıda profesyoneli olarak özellikle altını çiziyor: “Özellikle kaliteli ve sağlıklı algısı oluşturan ürün anlayışının çok güçlü olduğunu hissedebildim.”

Asya etkisi ve karma tatlar: Pirinç hamuru fuarın damağında
Yasubuğa’nın salondan çıkardığı en sürprizli notlardan biri, klasik Amerikan tatlarının yerini Asya esintilerinin almasıydı.
“Asya etkisi ve karma tatlar da fuarda yoğun şekilde öne çıktı. Klasik Amerikan tatları yerine pirinç hamurlu tatlılar, yumuşak jel şekerler, Japon turunçgil aromaları, yeşil çay aromaları, acılı çikolatalar, meyve ve çikolatanın birleştiği ürünler ile tatlı ve acının birlikte kullanıldığı tarifler vitrinlerde geniş yer buldu” diyen Yasubuğa, somut bir örnekle de tabloyu tamamladı: “Ödül alan ürünlerden biri de pirinç hamurlu jel şeker ile bitter çikolata ve vişne birleşiminden oluşan bir üründü.”
Bu örnek, fuarın “Trailblazer Candy” ödülünü kazanan Issei’nin “Mochi Gummies — Dark Chocolate Covered Cherry” ürünü. Yani mochi (pirinç hamuru) ile bitter çikolata ve vişne, Amerikan damağının yeni gözdesi.

Dondurularak kurutulmuş ürünlerin sosyal medya patlaması
Yasubuğa’nın özellikle dikkat çektiği bir başka kategori dondurularak kurutulmuş (freeze-dried) meyveler oldu.
“Dondurularak kurutulmuş ürünler bu yıl da çok güçlü şekilde fuarda yer aldı. Özellikle dondurularak kurutulmuş çilekler, çikolata kaplı kurutulmuş meyveler ve yoğun kıtırlık hissi veren kaliteli atıştırmalıklar oldukça popülerdi” diyen Yasubuğa, bu yükselişin arkasındaki itici gücü de gösterdi: “Bu ürünlerin büyümesinde sosyal medyanın etkisi ve kaliteli ürün algısı önemli rol oynuyor.”
Nitekim fuarın “Gourmet/Premium Confections” ödülü Tru Fru markasının dondurularak kurutulmuş meyve ürününe gitti. Bu ürünler tam da çağın istediği yerde duruyor: Patlayan bir lezzet, dramatik bir çıtırtı, doğal bir tatlılık ama küçük, kontrol edilebilir bir porsiyonda.
“Sektör artık yalnızca tat odaklı ilerlemiyor”
Yasubuğa’nın belki de en kavramsal teşhisi, sektörün artık sadece lezzet üzerinden değil, deneyim üzerinden satış yaptığı tespiti oldu.
“Artık sektör yalnızca tat odaklı ilerlemiyor. Deneyim sunan ürünler ön plana çıkıyor” diyen Yasubuğa, salonda gördüklerini de sıraladı: “Ses çıkaran ürünler, ekstra kıtır yapı, yoğun ekşilik hissi, ağız içinde farklı doku geçişleri oluşturan şekerlemeler ve renk değiştiren ürünler oldukça dikkat çekiyordu. Özellikle aşırı ekşi ürün kategorisinde ödül alan markalar vardı.”
Bu cümle, Hershey grubunun WARHEADS Loud Mouth Bites ürününün “Powerhouse Candy” ödülünü kazanmasıyla da örtüşüyor. Şekerleme artık sadece tatlı değil; bir his; şaşırtmak, hatta hafifçe yaralamak istiyor.

Küçük porsiyon, kaliteli içerik: Yeni tüketici davranışı
Yasubuğa’nın ekonomik koşullarla doğrudan bağladığı gözlem, paket boyutlarında.
“Ekonomik koşullar nedeniyle küçük porsiyonlu ama kaliteli ürün eğilimi de güçlenmiş durumda. Tüketiciler artık büyük paketler yerine küçük ama kaliteli içerikli, özel his veren ve tek kişilik tüketime uygun ürünlere yöneliyor” diyen Yasubuğa, ambalaj tarafındaki yansımayı da aktardı: “Küçük taşınabilir paketler, tekrar kapanabilir ambalajlar ve tek kişilik kaliteli tüketim anlayışı oldukça yaygın olduğunu fark ettim.”
Ambalaj: “Sosyal medyada fotoğrafı paylaşılabilecek ürün”
Ambalaj tarafındaki dönüşüm, Yasubuğa’nın özellikle “ulaşılabilir kalite” felsefesini açıklıkla ortaya koyduğu bölümdü.
“Ambalaj tarafında ise mat ve kaliteli yüzeyler, sade tasarımlar, eski ile yeniyi birleştiren görünümler, geri dönüştürülebilir ambalajlar ve raf görünürlüğünü artıran parlak renk blokları öne çıktı” diyen Yasubuğa’nın çağdaş ticaretin asıl sırrını veren cümlesi şu: “Özellikle sosyal medyada fotoğrafı paylaşılabilecek ürün anlayışının ciddi şekilde önemsendiği gözle görmek mümkündü.”

Küçük markaların yükselişi: Niş, hikâye, sınırlı seri
Yasubuğa, fuarın küçük girişim cephesini de yakından izlemiş.
“Yeni girişim ve küçük markalar tarafında ise en dikkat çeken konu, küçük firmaların belirli alanlara odaklanan ürünler, sosyal medyada yayılabilecek fikirler, güçlü marka hikâyeleri ve sınırlı üretim ürünlerle büyümeye çalışmasıydı. Fuardaki girişim alanı ve kısa sunum yarışmaları oldukça yoğun ilgi olduğunu gördüm.”
Bu, fuarın “5×5” sahnesinde küçük girişimcilerin perakendecilere bir tür “Shark Tank” sunumu yaptığı bölümle örtüşen bir gözlem. Devlerle aynı salonu paylaşan garaj markalarının yarattığı enerji, sektörün asıl can damarlarından biri.
Lisanslı ürünlerde nostalji çağı: “Artık sadece çocuklar değil”
Yasubuğa’nın bu yılın asıl sürprizi olarak konumlandırdığı eğilim ise lisanslı ürünlerdeki dönüşümdü.
“Lisanslı ürünler yine güçlüydü ancak önceki yıllara göre önemli bir değişim hissediliyordu. Artık sadece çocuklara yönelik karakterler değil, nostalji ve kültür odaklı lisanslar daha fazla öne çıkıyordu” diyen Yasubuğa, gözlemini şu cümleyle özetledi: “Fuarın genel havasında yetişkinlerin çocukluk duygularına hitap eden ürün anlayışı dikkat çekiyordu.”
Bu yeni dalganın hammaddesi belli: “Özellikle eski çizgi filmler, sinema serileri, oyun dünyası, anime kültürü ve sosyal medya iş birlikleri ön plandaydı. Anime etkisinin ciddi şekilde arttığı görülürken, koleksiyon hissi veren ürünler ve özel seri ambalajlar dikkat çekiyordu.”
Ambalaj tarafı da bu yeni hedef kitleye göre dönüşmüş: “Ambalaj tarafında da klasik karakter baskılarının yerini metal kutular, saklanabilir paketler ve sınırlı üretim tasarımlar almaya başlamıştı.”
Yasubuğa’nın bu noktadaki çıkarımı, yetişkin tüketici psikolojisinin sektörü nasıl yeniden tanımladığını gösteriyor: “Lisanslı ürün yaklaşımının artık sadece çocuklara değil, nostalji duygusu oluşturan ve koleksiyon değeri taşıyan yapısıyla yetişkin tüketiciye de hitap eden bir noktaya evrildiği görülüyordu.”

Genel tablo: “Sektör artık tatlı değil, deneyim ve hikâye satıyor”
Yasubuğa’nın bütün bu eğilimleri bağladığı genel tablo, sektörü tek bir cümlede özetliyor:
“Genel tabloya bakıldığında sektör artık yalnızca tatlı ürün satmıyor. Aynı zamanda deneyim, sağlık algısı, kaliteli his, sosyal medya görünürlüğü ve hikâye sunuyor. Özellikle çikolata tarafında ulaşılabilir kalite anlayışının çok güçlü şekilde öne çıktığı görülüyordu.”
Türk sektörü için ne anlama geliyor?
Bind Çikolata’nın bin çeşit ürünüyle Türk Hava Yolları’ndan Cumhurbaşkanlığı’na, Katar Emiri’nin sofrasından Rusya pazarına uzanan bir yelpazede çalıştığını biliyoruz. Yasubuğa’nın Las Vegas’tan getirdiği bu on başlıklı harita, Türk şekerleme ve atıştırmalık sektörü için somut bir yol haritası sunuyor.
Kakao fiyatlarındaki düşüşün açtığı pencere; protein, lif ve fonksiyonel içeriklerin yarattığı katma değer alanı; az şeker / şekersiz formülasyonların sağlık algısı; Asya esintili karma tatların damak çeşitliliği; dondurularak kurutulmuş meyvelerin sosyal medya çekim gücü; küçük porsiyonun “ulaşılabilir lüks” anlayışı; ambalajın artık birer “Instagram karesi” olarak tasarlanması; ve belki de en kıymetlisi, lisanslı ürünlerde yetişkin nostaljisinin kapısının açılması…
Türkiye’nin pekmez–tahin geleneğinden zerdeçal mutfağına, narenciye terroir’ından safranın rengine kadar uzanan terroir hazinesi, bu eğilim haritasının tam ortasına oturuyor. Eksik olan ürün değil, anlatı.
Yasubuğa’nın sektör adına vurguladığı son cümle, bu yüzden bir manifesto gibi okunmalı:
“Sektör artık tatlı değil; deneyim, sağlık, kalite, görünürlük ve hikâye satıyor.”
Las Vegas’ın o devasa salonunda bir alıcının standınızın önünde durup durmamaya karar vermesi yaklaşık beş saniye sürüyor. Mehmet Yasubuğa’nın getirdiği on başlık, o beş saniyenin nasıl kazanılacağının da çetelesi gibi.

























