Gençlerde kolon kanseri alarmı: Türkiye’de resmî tarama 50 yaşta, uzmanlar 45 yaş için bastırıyor

0
49
Screenshot

İstanbul’da Türk Gastroenteroloji Derneği’nin Kolon Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında düzenlediği toplantı ile Antalya’daki 42. Ulusal Gastroenteroloji Haftası’nda Prof. Dr. Levent Erdem’in sunduğu veriler, sağlık dünyasının bir süredir fısıltıyla konuştuğu gerçeği artık yüksek sesle söylüyor: Kolorektal kanser yalnızca ileri yaş hastalığı olmaktan çıkıyor; daha genç yaş gruplarında da dikkat çekici bir yükseliş var. TGD’nin İstanbul Florence Nightingale Hastanesi’ndeki basın buluşmasında Prof. Dr. Ayhan Hilmi Çekin, Prof. Dr. Levent Erdem, Prof. Dr. Nurdan Tözün ve Prof. Dr. Erdem Akbal’ın verdiği mesaj ortak: “Farkında ol, geç kalma.”
Bu uyarının arkasında küresel tablo da var. Dünya Sağlık Örgütü, kolorektal kanserin dünyada en sık görülen üçüncü kanser olduğunu, tüm kanserlerin yaklaşık yüzde 10’unu oluşturduğunu ve kansere bağlı ölümlerde ikinci sırada yer aldığını bildiriyor. IARC’nin 2025 için paylaştığı son tahminler ise her yıl yaklaşık 1,9 milyon yeni vaka ve 900 binden fazla ölüm olduğunu gösteriyor. Aynı kurum, bazı ülkelerde 30–50 yaş arasındaki yetişkinlerde yükün arttığını özellikle vurguluyor.

TGD’nin ekli basın metnine göre Türkiye’de asıl sorunlardan biri geç tanı. Dernek, kolorektal kanserin ülkemizde sık görülen ve ölüm oranlarında üst sıralarda yer alan kanserlerden biri olduğunu, hastaların yaklaşık üçte ikisine Evre III–IV düzeyinde, yani geç safhada tanı konulduğunu aktarıyor. Aynı metinde erken evrede 5 yıllık sağkalımın yüzde 90’lara çıkabildiği, ileri evrede ise bu oranın yüzde 12’lere kadar düştüğü belirtiliyor. Bu yüzden tartışmanın kalbi yalnızca tedavide değil, taramada atıyor.

Screenshot

Prof. Dr. Levent Erdem’in kongre sunumunda öne çıkan en çarpıcı bölüm, “erken başlangıçlı kolorektal kanser” başlığı oldu. Sunumdaki Avrupa verilerine göre 20–29 yaş grubunda insidans, yani belirli bir dönemde ortaya çıkan yeni vaka sıklığı, en hızlı artışı gösteriyor; 2004–2016 arasında yıllık ortalama artış yüzde 7,9 olarak aktarılıyor. 30–39 ve 40–49 yaş gruplarında da yükseliş sürüyor. Sunum, ABD verilerinde de 20–49 yaş arası bireylerde insidansın 1992’de 100 binde 8,6’dan 2016’da 13,1’e çıktığını; artışın özellikle 40–49 yaşta belirginleştiğini gösteriyor. Sunumun ana tezi şu: Yaşlı popülasyonda taramalar sayesinde oranlar düşerken, genç erişkinlerde tablo tersine dönüyor.

Screenshot

Bu eğilim yalnızca Türkiye’de dile getirilen bir gözlem değil. ABD Ulusal Kanser Enstitüsü, 2025’te yayımladığı değerlendirmede 50 yaş altındaki kişilerde 14 kanser türünün insidansının arttığını, bunlar arasında kolorektal kanserin de yer aldığını bildirdi. NCI ayrıca 2019’da, 2010’daki oranlara göre beklenenden yaklaşık 2.100 daha fazla erken başlangıçlı kolorektal kanser vakası görüldüğünü hesapladı. IARC ise erken başlangıçlı kolorektal kanser artışının Avustralya, Kanada, Birleşik Krallık ve ABD’de belirgin bir “kohort etkisi” taşıdığını; yani daha yeni doğan kuşakların çocukluk veya erken erişkinlikte farklı ve muhtemelen daha riskli çevresel maruziyetlerle karşılaşmış olabileceğini belirtiyor.

Peki bu artışın arkasında ne olabilir? Erdem’in sunumunda olası nedenler; obezite, fiziksel aktivite eksikliği, alkol, işlenmiş et tüketimi, sigara, Batı tipi beslenme, çevresel ve metabolik etkenler olarak sıralanıyor. Sunumda ayrıca mikrobiyota bozulması, antibiyotik kullanımı, yüksek vücut kitle indeksinin rolü ve erken yaşam maruziyetleri de tartışılıyor. NCI ve IARC’nin son değerlendirmeleri de kesin nedenin tek bir başlıkla açıklanamadığını, ancak obezite, beslenme örüntüleri, çevresel temaslar ve erken yaşam dönemi etkilerinin birlikte incelenmesi gerektiğini söylüyor. Buradaki “kohort etkisi” ifadesi de tam bunu anlatıyor: risk, yalnızca kişinin bugünkü yaşından değil, ait olduğu kuşağın yaşam boyu taşıdığı ortak maruziyetlerden doğabiliyor.


Tartışmanın en sıcak başlığı ise tarama yaşı. Türkiye’de Sağlık Bakanlığı’nın yürüttüğü ulusal programda kadın ve erkekler için kalın bağırsak kanseri taraması 50–70 yaş arasında, 2 yılda bir gaitada gizli kan testi ve 10 yılda bir kolonoskopi önerisiyle yürütülüyor. Buna karşılık Amerikan Kanser Derneği ve ABD Koruyucu Hizmetler Görev Gücü, ortalama riskli bireylerde düzenli taramaya 45 yaşında başlanmasını öneriyor. TGD’nin basın metni ve Prof. Dr. Erdem’in sunumu ise Türkiye’de de 45 yaş eşiğinin artık ciddi biçimde tartışılması gerektiğini savunuyor. Bu, sağlık politikasında kritik bir eşik: resmî program 50’den başlıyor, uzman çevreler ise gençleşen risk nedeniyle 45’i masaya koyuyor.

Üstelik taramanın yalnızca teorik değil, sahada da sonuç ürettiği görülüyor. Anadolu Ajansı’nın Sağlık Bakanlığı açıklamasına dayandırdığı habere göre, 2025 yılında “Kolorektal Kanser Tarama Programı” kapsamında yaklaşık 3,8 milyon kişiye tarama yapıldı; yaklaşık 130 bin kişi ileri değerlendirme için üst basamak merkezlere yönlendirildi ve yaklaşık 6.200 kişiye erken evrede kolorektal kanser tanısı konuldu. Bu rakam, tarama zincirinin çalıştığında hayat kurtardığını; fakat yaş sınırı ve toplumsal farkındalık tartışmasının da büyüyeceğini gösteriyor.

Uzmanların ikinci büyük uyarısı, genç yaşta belirtilerin hafife alınmaması. TGD sunumunda, erken başlangıçlı vakaların çoğunda aile öyküsü bulunmadığı; bu nedenle hem hastaların hem de hekimlerin “gençtir, kanser olmaz” yanılgısına düşebildiği vurgulanıyor. CDC’ye göre dışkıda kan, bağırsak alışkanlığında değişiklik, geçmeyen karın ağrısı veya kramplar, ishal-kabızlık döngüsü ve açıklanamayan kilo kaybı dikkate alınması gereken belirtiler arasında. Amerikan Kanser Derneği de aile öyküsü, inflamatuvar bağırsak hastalığı veya kalıtsal sendrom gibi riskler varsa taramanın 45’ten de önce planlanabileceğini belirtiyor.

İstanbul’daki farkındalık çağrısı ile Antalya’daki bilimsel sunum aynı kapıya çıkıyor: Kolorektal kanser artık yalnızca ileri yaşların meselesi diye okunamaz. Türkiye’de resmî tarama yaşının 50’de kaldığı mevcut düzende, genç erişkinlerdeki artış yeni bir halk sağlığı tartışmasını zorunlu kılıyor. Bu tartışma sadece “tarama yaşı 45 olsun mu?” sorusundan ibaret değil; okul çağından itibaren beslenme, obeziteyle mücadele, hareketli yaşam, sigara ve alkol kontrolü, çevresel maruziyetlerin izlenmesi ve belirtiler konusunda toplumun eğitilmesi gibi daha geniş bir koruyucu sağlık stratejisini de gerektiriyor. Kolon kanseri için asıl haber şu olabilir: Tehdit gençleşiyor; sağlık sistemi de ona göre gençleşmek zorunda.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here