Sosyal medyada yemek paylaşım kültürü

0

Size bir soruyla başlayayım.

“Sosyal medyada yöresel yemeklerimizi paylaşmak toplum olarak kültürel farkındalığımızı artırır mı?”

“Geleneksel Türk Mutfağımızı Dünyaya tanıtımını yapmak ve Yöresel Türk Kültürümüzün izlerini taşıyan bu Mutfağın tanıtımına katkıda bulunmak elbette sosyal medya üzerinden daha rahat olacaktır”, diyecekseniz tabi. Hâlbuki Eskiler yenen her yemeğin fotoğrafının paylaşılmasının ayıp olduğunu düşünürlerdi ve Hatta bir kesim hala bunun büyük bir günah olduğunu savunuyor. “Yiyen var yiyemeyen var”, diye.

Ancak geldiğimiz dünyada ve özellikle sanal alemde, mobil uygulamaların dünyasında yemek fotoğrafı paylaşmak kültürümüzün bir parçası olmaya başladı. Ya normalleşti veya kanıksadık galiba ve özellikle son zamanlarda kendini sosyal medyada gösteren ve yüzbinlerce takipçisi olan Gurme kullanıcılarının büyük bir kısmı da aynı düşüncede. Hatta kült olmuş yemek/sofra sahneleri her tarafta boy göstermeye başladı.

Ancak bunun bir usulü ve kuralları olmalı. Her önüne gelen her gittiği yerde her yediği yemeği paylaşırsa bunun adı görgüsüzlük olur. Ben bu yazının alt tarafında Türk mutfağının kültürüyle ilgili bilgiler paylaşıyorum. Bu açıdan baktığımızda Türk Mutfak kültürümüzü yansıtacak yiyecekleri paylaşmak ve hatta bunu teşvik etmek lazım bile. Ve en önemlisi sağlıklı yiyecekleri paylaşmak ve bunun yayılmasını sağlamak sosyal medyanın bir görevi olmalı. Dünyanın başına bela olan şişmanlığa yol açan yiyeceklerin lebalep ortada dolaştığı günümüzde, bir sosyal sorumluluk bilinciyle çocuklarımızı obezite’den koruyacak sağlıklı yiyeceklerin paylaşılması çok daha önemli.

Yöresel kültürümüzün uzantısı olarak bu sağlıklı yemekleri ile şöhret olmuş restoranları korumak ve kollamak lazım. Bu yemek görsellerini paylaşırken kullandığımız etiketlerde bu açıdan çok önemli. Belki de en çok tercih edilen etiketlerden birini veya bir kısmını kullanarak, bu işletmelerin bu trendden faydalanması da sağlanabilir. Hatta bunun üzerine kurulacak girişimler olmalı. Yediğinizin içtiğinizin görünümden çok etkilenip bunu paylaşmak istiyor olmanız çoğu zaman işletmelerin de işine geliyor, ancak bunu yaparken 1. Kural o işletmenin sağlıklı ürünler yapıyor olması lazım. Pekala Instagram bu anlamda tüketicinin mecra yarattığı bir reklam alanına dönüyor. Ancak bunu Türk Toplumun lehine çevirmek faydalı ve gerekli olan yiyecekleri paylaşıyor olmak bizi sorumluluktan kurtaracaktır.

Bazı restoranlarda yemeklerin fotolarının yasaklandığını okudum. Şef’in ifadesine göre eski zamanlarda ailelerin birbirlerinin fotoğraflarını çektiğini, şimdi ise yalnızca yemeklerin fotoğraflarının çekildiğini ve ön planda olduğunu söylüyor. Twitter’da ya da Instagram’da paylaştığınız yemek fotoğraflarına gelen yorumlara yanıt yetiştirene kadar yemeklerin soğuduğunu düşünüyor şef.

Bazı yayın organlarının bu konuda yaptığı araştırmalarda ise, bu görüşün aksine yemek fotoğrafçılığı kursunu bünyesine ekleyen restoranlar bile var.

SANAL ORTAMDA YEMEK PAYLAŞIM KURALLARI

  • Öncelikle Paylaştığınız Yemeğin İyi Bir Konusu Olmalı.
  • Yöresel Bir Yemek Olmalı
  • Sağlıklı Bir Yiyecek Olmalı
  • Eskilere ait Unutulmuş Bir Yemek Olabilir.
  • Mevsimi Olan Bir Yemek Olabilir.
  • Gidilen Mekânın Özel Spesiyal Bir Yemeği Olabilir.
  • Mutlaka Altına Yemeğin Tanıtımı Ve Nelerden Yapıldığı Anlatılmalı
  • Sadece Yemek Fotoğrafı Olmalı. Yemek Ve İnsanlar İç İçe Olmamalı
  • Yemeğin Sunumu Zarif Olmalı, Zengin Değil
  • Kaliteli Ve İyi Çekilmiş Bir Fotoğraf Olmalı.
  • Yemek Yukarıdan Dik Açıyla Çekilmiş Olmalı
  • Yemeğin İçinde Bulunan Malzemelerin Görünmesi Sağlanmalı
  • Yemekler Türk Mutfağının İzlerini Taşıyorsa Ona Uygun Tabakda Olmalı
    ……

Türk Mutfağı Kültürü

Mutfak Kültürü kavramı; ana gıda olarak beslenmeyi sağlayan yemekleri, yiyecekleri, içecek türlerini ve bunların yemeğe hazırlanmalarını, pişirilmelerini, saklanmalarını ve tüketilme süreçlerini anlatan bir kültür mozayiğidir. Ve buna bağlı olarak mekanları ve ekipmanı, yeme-içme geleneği ile bu çerçevede gelişen inanış̧ ve uygulamalardan oluşan bütünsel ve kendine özgü bir kültürel yapıyı anlatır.

Beslenme biçimleri, içinde bulunulan kültürel- coğrafi- ekolojik- ekonomik yapıya ve tarihsel sürece göre şekillenmektedir. Türk mutfağı denildiğinde Türkiye’de yaşayan insanların beslenmesini sağlayan yiyecekler- içecekler, bunların hazırlanması, pişirilmesi, korunması; bu işlemler için gerekli araç-gereç ve teknikler ile yemek yeme adabı ve mutfak çevresinde gelişen tüm uygulamalar ve inanışlar anlaşılmalıdır. Türk mutfağındaki çeşit zenginliği birçok etkene bağlıdır.

Yöresel mutfaklar özgün yapıları, lezzet ve çeşitliliğinin yanı sıra toplumların sağlıklı beslenmesine verdiği katkı payı ile ölçülür ve değerlendirilir. Türkiye’de yerel mutfakların özgün etkilerini içinde barındıran köklü ve çok yönlü bir mutfak kültürü yaşamaktadır. Beslenme ve sağlık arasındaki yakın ilişkinin somut kanıtlara dönüştüğü son yüzyılda sağlıklı mutfak, doğal mutfak, ekolojik besin kavramları beslenme biçimlerini dönüştürmeye başlamıştır.

Genel olarak tahıl, çeşitli sebze ve bir miktar etle sulu olarak hazırlanan yemek türleri, çorbalar, zeytinyağlılar ve hamur işleri ve kendiliğinden yetişen otlarla hazırlanan yemeklerden oluşan Türk Mutfağı; pekmez, yoğurt, bulgur vb. gibi kendine özgü sağlıklı yiyecek türlerini de ortaya çıkarmıştır.

Türkiye’nin coğrafi konumu, tarihsel süreç içinde ilişki kurulan uygarlıklar, iki büyük imparatorluğun yeme-içme geleneğine getirdiği yeni açılımlar Türk mutfak kültüründeki çeşitliliğin belirleyici etkileridir.

Orta Asya’da et ve mayalanmış̧ süt ürünleri ile biçimlenen beslenme sistemi, Anadolu’ya bu etkileri taşırken; Mezopotamya’da gelişen tarıma bağlı olarak tahıl, Ege ve Akdeniz etkisiyle sebze ve meyve türleri ile çeşitlenen ve günümüze yansıyan Anadolu Mutfağını belirledi. Bizans, Ortadoğu, Avrupa ve Güney Akdeniz Mutfaklarının etkileşimi İmparatorluğun ulaştığı geniş̧ alanda sürekli bir alış̧ veriş̧ çerçevesinde şekillendi. Kısa bir ifadeyle Orta Asya ve Anadolu topraklarının sunduğu ürünlerdeki çeşitlilik, uzun bir tarihsel süreç boyunca birbirinden farklı birçok kültürle yaşanan etkileşim, Selçuklu ve Osmanlı gibi imparatorlukların saraylarında gelişen yeni tatlar, mutfak kültürümüzün yeni yapısını kazanmasında rol oynamıştır.

Günümüzde Türk Mutfağının yerel özelliklerinin saptanması ve tanıtılması ; yerel mutfaklara dönüş kapsamında değerlendirilmesi gereken bir öncelik olarak ele alınmalıdır. Beslenmeyi sağlayan ürünlerin geleneksel üretiminden başlayarak, ortak tüketim sürecinde temellenen; bu ürünlerin işlenerek besine dönüştürülmesi konusunu kapsayan alanlarda yapılacak analizlere gereksinim duyulmaktadır. Kısa bir ön değerlendirme dahi mutfağımızın yerel sınırlar içerisinde kalmış yemek ve yiyecek çeşitlerinin sağlıklı beslenmeye temel oluşturabileceğini göstermektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen isminizi yazın