“Her gün bir avuç fındık tüketilmelidir”

0
81

Prof. Dr. Mehmet Pala yazısıdır.

Fındık, Türkiye’nin en önemli tarımsal ürünlerinin başında gelmektedir.  Nitekim yıllara göre değişmekle birlikte ortalama 650-700 bin ton kabuklu fındık üretilmektedir. Dünya fındık üretimi ve ticaretinin yüzde 65’ini Türkiye elinde tutmaktadır. Fındık ihracatından ülkemiz yılda ortalama 2,2 milyar $ gelir sağlamakta ve   doğrudan veya dolaylı olarak 4 milyon insan fındıktan geçinmektedir. Fındık ülke ekonomisi için büyük önem taşımaktadır. Fındık, aynı zamanda içerdiği besin bileşenleri bakımından da sağlıklı beslenmede önemli bir besin kaynağı olduğunun belirtmekte yarar vardır. Fındık içerdiği yüksek orandaki tekli doymamış yağ asidi (oleik asit), fitosteroller, lif, vitamin ve mineraller nedeniyle sağlıklı beslenmenin vaz geçilmez gıdaları arasında sayılmaktadır.

Bu yazımızda, yerli ve milli bir ürünümüz olan fındığın besin değeri ve insan sağlığına olan olumlu etkilerini gündeme taşımak istiyoruz. Türkiye her ne kadar en çok fındığın üretildiği ülke olsa da fındık tüketiminde yeterli düzeye gelememiştir. Türkiye’de yıllık kişi başı fındık tüketimi ortalama 0,7 kg’dır.  Bunun da kişi başı günlük fındık tüketiminin sadece bir adet  iç fındığa tekabül ettiğini göstermektedir. Fındık üreticisi bir ülke için tüketimin çok düşük olduğunu söylemek zorundayız. International Nut Council verilerine göre Avustralya ve İtalya’da 1,6  kg, İsviçre’de 1,25, Avusturya’da 1,18 ve Almanya’da da 1,04 kg kişi başı yıllık  fındık tüketildiği anlaşılmaktadır. Yıllar önce fındık konusunda yaptığımız çalışmalarda fındığın önemli fonksiyonel bir besin olduğunun farkına varmış ve bu konuda çeşitli toplantılar düzenlemiş ve yayınlar yapmıştık. Bu bağlamda 1991 yılında   söylediğimiz “Her gün bir avuç   fındık tüketilmeli”    sloganı yaygınlaşmış ve toplumca bilinir hale gelmiştir. Bugün son yıllarda yapılan çok sayıdaki bilimsel araştırmalarda da sağlıklı beslenmek, kalp-damar ve kanser gibi kronik hastalıklardan korunmada günde 28-30 gram (bir avuç) fındık ve kabuklu yemişin tüketilmesi önerilmektedir.

Türkiye’de fındık tüketiminin çok düşük olmasında toplumun fındığın beslenme değeri hakkındaki bilgisinin az olması ve   fiyatının da yüksek olmasının etkisi olduğunu düşünüyorum. Ayrıca fındığın kullanıldığı ürün sayısının da artırılması gerektiğine inanıyorum. Toplum sağlığının korunması için fındık tüketiminin yaygınlaştırılması ve artırılması gerekmektedir.

Prof. Dr. Mehmet Pala

Fındık, sağlık için yararlı bir gıda olmasını sağlayan çeşitli nutrasötik özelliklerle karakterize edilmektedir. Fındık da diğer kabuklu yemişlere benzer şekilde, yüksek besin içeriği ve bu besinlerin biyoyararlılığı nedeniyle birçok ülkenin beslenme kılavuzlarında yer almaktadır. Ayrıca fındıkta bulunan biyoaktif moleküllerin insan sağlığına çeşitli faydaları olduğu bildirilmiştir.

Fındığın kolesterol metabolizması üzerine etkileri konusunda 1996 yılında   Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde yaptığımız klinik çalışmalarda günde 30-40 gram fındık tüketiminin toplam kolesterolü yüzde 11 ve kötü huylu kolesterolü (LDL) de yüzde 26 düşürdüğü saptanmıştır. Böylece fındığın dünyada ilk defa kolesterolü düşürücü etkisinin olduğu ortaya konmuştur. Daha sonra ülkemizde ve başka ülkelerde yapılan bilimsel çalışmalarla bu sonuç bilimsel olarak kanıtlanmıştır.

Fındıkla zenginleştirilmiş diyetler, lipid ve lipoprotein düşürücü etkilerinin yanı sıra endotel fonksiyonunu iyileştirerek, LDL oksidasyonunu ve inflamatuar belirteçleri önleyerek antiaterojenik etki gösterebilmektedir. Çok sayıda sistematik inceleme ve meta analiz  çalışmalarında  fındık ve kabuklu yemişlerin günde 30 gram tüketiminin kalp-damar hastalık riskini yüzde 21-29 azalttığı belirlenmiştir.

Fındığın kansere karşı koruyucu etkileri de bulunmaktadır. Fındık yağının özellikle serviks kanseri hücrelerinde daha fazla olmak üzere, kolon kanseri hücrelerinin canlılığını önemli ölçüde inhibe ettiği gösterilmiştir. Fındık tüketiminin kanser riskini de yüzde 15 azalttığı belirlenmiştir. Ayrıca fındık ve kabuklu yemişlerin tüketimi ile insülin duyarlılığında iyileşme ve bunun sonucunda da Tip-2 diyabet riskinin yüzde 13 azaltılabileceği ortaya konmuştur.

Fındığın inflamasyon ve oksidatif stres üzerine etkilerine ilişkin   yapılan klinik çalışmalarda ara öğün olarak 40 gram fındık tüketiminin oksidan reaksiyonlara ve iltihaplanmaya neden olan genlerin düzenlenmesi yoluyla vücudun antioksidan kapasitesinin iyileştirilmesinde rol oynadığı görülmüştür.

Sonuç olarak fındığın sağlıklı beslenme ve toplumun hastalıklardan korunması adına daha fazla tüketilmesi önerilmektedir.  Kronik hasatlıklarda korunmada fındık tüketiminin önemi olduğu bilimsel verilerle ortaya konmuştur. İçerdiği besin ögeleri ve mikro besin elementleri ile fındık fonksiyonel gıda katagorisine girmektedir. Bu nedenle “ Her gün bir avuç fındık tüketilmelidir”.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here