Etsiz ete hazır mıyız?

0

Önümüzdeki beş yılda et, hala pazardaki etkisini koruyacaktır. Daha uzun dönemde ise büyükbaş üretimine bir kota gelmesi mümkün.

Önümüzdeki beş yılda et, hala pazardaki etkisini koruyacaktır. Daha uzun dönemde ise daha çok sera gazı gibi çevresel etkiler ve sürdürülebilir gıda sebebiyle büyükbaş üretimine bir kota gelmesi mümkün. Ağzımızın tadı bozulmasın, çiftçimizin eli daralmasın ama bunlar da dünyanın gerçekleri…

Geçen hafta Çin’den gelen bir fast food haberi, bütün dünyayı ilgilendiren çalkantılara sebep oldu. Çin’in en büyük gıda perakendecisi ve KFC, Pizza Hut ile Taco Bell’in de ülke distribütörü olan Yum China, etsiz et konusunda öncü olan Amerikalı Beyond Meat ile ortaklık anlaşması yapmış.

Haberin duyulmasıyla Beyond Meat hisseleri yüzde 8 değer kazandı. Sonra anlaşıldı ki Yum China ile Beyond Meat, mağazalarında 3 ila 7 gün arasında tadım denemeleri yapacak.

Tadım denemelerinde tamamen bitki bazlı proteinler içeren hamburgerler, köfte ve taco sunulacak.

Ete alternatif protein ürünleri alanında neler oluyor?

Kulislere göre, Beyond Meat ile uzun vadeli Çin’den tedarik anlaşması yapılmış. Dünyanın en büyük et ithalatçısı ülke olan Çin’in bitkisel bazlı protein ürünlerine dönüş için bu işbirliği önemli olabilir.

Beyond Meat, geçen ay da Amerika’da 350 restoran ile bitki bazlı et ürünlerini satacağı bir anlaşma yapmıştı. 600 bin civarında restoranın olduğu Amerika için büyük bir rakam olmasa da oluşturduğu dalga, ekosisteminden daha kapsamlı oldu.

2019 yılında, dünyanın en büyük alternatif protein markalarından biri olan, tesis bazlı Beyond Burger’in üreticisi Beyond Meat, yaklaşık 1.5 milyar dolarlık bir değerleme ile halka açılmıştı. Şu anki borsa değeri 8.3 milyar dolar.

Bunda COVID-19 sürecinde Amerikan mezbahanelerinde yaşanan Corona pozitif vakaları ve et tedarikinde yaşanan sorunlar yüzünden daha fazla ses getirdiği de söyleniyor.

Peki, etsiz et pazarında ne oluyor? 

Sıkça sosyal medyada rastlıyor veya etrafınızdaki kişilerin et tüketim tercihlerinin değiştiğini görüyorsunuz. Vegan ve vejetaryen tercihlerin dışında bir vakıa tespitinde bulunuyorum. Genelde de çoğunluğumuz et tüketimimizi azaltıyoruz ama tamamen vazgeçemiyoruz.

Laboratuvarda yetiştirilen et, deniz ürünleri ikamesi ve böcek proteini içeren veya bitki bazlı proteinler gibi yaklaşımlar, et endüstrisinin ve gıdanın geleceğine dair sorular sormamıza sebep oluyor.

Araştırmalar, et tüketimi tercihlerinin değişmesinde en önemli 3 nedeni şöyle açıklıyor: Hayvan refahı, çevresel kaygılar ve sağlık yararları.

İlginç bir şekilde, bu eğilim her kültür düzeyinde ve yaş kategorileri boyunca gerçekleşiyor. Belki de daha az et yemek, yeni yüzyılın bir yaşam biçimi olabilir.

Batı’da yaşanan bazı haberler de bu kanaatimizi güçlendiriyor. Burger King’in de sahibi olan Kanadalı Tim Hortons,  bu yıl başında 4 bin satış noktasında et burgerleri ve kahvaltı sosisleri dışında bir deneyime başladı. Buna göre kaz yumurtasını müşteri tercihlerine sundu.

Gıda devleri alternatif et pazarında

Taco Bell, ABD’de bir vejetaryen menüyü halen test ediyor. Taco Bell, Amerikan Vejetaryen Derneği tarafından sertifikalandırılan ilk QSR (Hızlı Hizmet Restoranı) oldu.

Nestlé, etsiz Incredible Burger’ı piyasaya sürdü. İsviçreli gıda devi, bu hamleyi hayvansız ürünlerden 1 milyar dolarlık bir iş yaratma planının bir parçası olarak sunuyor.

Unilever’in Vejetaryen Kasabı satın alması, “daha ​​fazla bitki temelli yemeklere doğru yolculuk” konusundaki son adımı olarak gösteriliyor. Unilever, V-Label markasıyla Avrupa’da 700 daha düşük çevresel etkiye sahip, bitki bazlı ürünü müşterilerine sunuyor.

Kanadalı et üreticisi Greenfield Natural Meat Co., geçen yıl “Etsiz Pazartesi” kampanyasına başladı. Şirket, müşterileri taahhütlerini sosyal medyada paylaşmaya teşvik ediyor.

Küresel sağlık zincirinin en zayıf halkası!

Olay sadece yemek tercihinden ibaret değil. Dünya Sağlık Örgütü ve Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri gibi uzman kurumlar, yıllardır ortaya çıkan bulaşıcı hastalıkların çoğunun hayvanlardan geldiğini ve sanayileşmiş tarım uygulamalarımızın riski artırdığına dair uyarmaktadır.  Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) 2013 yılı tarihli raporunda “Hayvan sağlığı, küresel sağlık zincirindeki en zayıf halka” tespitini yaptı.

Dünya et pazarının genelinde bakarsak, konuyu etkileyen başka faktörler de olduğunu göreceğiz.

1.8 trilyon dolarlık Pazar

Et sektörü tahminlerinizin de üzerinde bir rakamı ifade ediyor: 1.8 trilyon dolar.

Halen Amerika’da et sektörünün en önemli dört oyuncusundan olan Tyson Foods ve Cargill bile proteinin geleneksel hayvan kaynaklarının baskın olmadığı bir geleceğe yönelmek için çalışıyor.

Şu anda et, hala kral tahtında. İnsanlar tarafından dünya çapında tüketilen kalorilerin yüzde 30’u sığır eti, tavuk ve domuz eti gibi et ürünlerinden geliyor.

Amerikalılar, 2018’de kişi başına rekor 220 pound (1 pound 453.6 gram ağırlığa karşılık geliyor) kırmızı et ve kümes hayvanı tüketiyor.  Amerikan Tarım Bakanlığına (USDA) göre, 1960’da bu rakam sadece 167 pound idi.

Dünyada en fazla sığır sayısı 214 milyon ile Brezilya ilk sırada yer alıyor, 185 milyon büyükbaş ile Hindistan ve 93 milyon büyükbaş ile ABD üçüncü sırada bulunuyor. Sadece Iowa’da 30 milyon sığır ve 20 milyondan fazla domuz yetiştiriliyor.

En büyük 6 et şirketinin piyasa değeri 60 milyar dolar civarında idi. En büyük Hormel ise 23 milyar değerinde bir büyüklüğe sahip. Corona sonrası değerleri düşmüş olabilir. Hormel, 2014’den itibaren farklı şirketleri almak için 3 milyar dolardan fazla harcama yaptı. Satın alarak büyüme adımları rakip et şirketlerinde de yaşanıyor.

Laboratuvarda et

Bu arada, laboratuvarda et mühendisliği yapmak veya bitki bazlı ürünlerden üretmek için teknolojiyi kullanan girişimler popülerlik kazanıyor.

Kısa bir süre önce Burger King, en tanınmış ürününün etsiz bir çeşidi olan Impossible Whopper’ı çıkardı.  Impossible Whopper, açıklanmış özkaynak fonlarında 700 milyon dolardan fazla para toplayan Redwood City merkezli bir şirket olan Impossible Foods tarafından sığır eti yerine bitki bazlı eti üretiyor.  Şirkete son fonlama turunda 2 milyar dolarlık bir değer verildi.

Yeni ürünler sunmanın yanı sıra, bu alternatif protein girişimleri, etsiz et üretim örneklerini artırma potansiyeline sahiptir. İleride, “temiz et” laboratuvarları çiftliklerin, yem lotlarının ve kesimhanelerin yerini alabileceği için de et değer zinciri önemli ölçüde yapı değiştirebilir.

Bu süreç sadece ete alternatif ile yetinmiyor. Yemek ve süt ikameleri, özellikle Avrupa’da daha yaygın örnekler sunuyor.

Süt alternatifleri, tüketiciler giderek bitki temelli diyetlere ve protein alternatiflerine yöneldiklerinden daha fazla yatırımcı ve tüketicinin dikkatini çekiyor. Bunlar arasında soya sütü, badem sütü en bilinenleri olup pek çok marketin raflarına girmiş durumdadır.

2 milyar insan böcek yiyor

Etsiz et pazarını ilgilendiren diğer bir gelişme de böcek proteini bakımından önem arz ediyor.

FAO’ya göre dünyadaki 2 milyar insan zaten böcek yiyor. Aslında, dünyadaki ülkelerin yüzde 80’inde 1000’den fazla böcek ve böcek türü yemek olarak kültürlerinde yer alıyor.

Bazı ülkelerde tabu olarak görülmekle birlikte,  böceklerin çevre dostu bir protein kaynağı olduğu için talebi büyüdüğü şeklinde yorumlanıyor. Mesela çekirgeler, sığır inek üretimine göre 100 kat daha düşük sera gazı emisyonuna sebep oluyor. Ve sığır eti veya tavuktan daha yüksek protein oranına sahip.  Haliyle daha az yem istiyorlar.

Alternatif et konusunda en fantastik yaklaşımlardan biri olan laboratuvarda yetiştirilen veya “kültürlenmiş et” başka bir seçenek olarak gündeme geliyor. San Francisco merkezli Memphis Meats, hücrelerden et üretiyor. Böylece “hayvan bazlı” bir ürün olan et üretiyor. Şirket, ilk sentetik köfte 2016 yılında piyasaya sürüldü ve 2017’de dünyanın ilk hücre kültürlü tavuk ve ördeği izledi.

Laboratuvarda etin kilosu 18 bin dolar

Memphis Meats, ticari etle rekabet edebilmek için laboratuvarda yetiştirilen etlerin maliyetini düşürmeyi amaçlıyor. Şirketin ilk orijinal etinin kilogramı 18 bin dolara mal oldu. Ocak 2018’e kadar şirket pound ağırlık başına 2.400 dolara kadar maliyet elde etmişti.

Şirket ayrıca, geleneksel et üreticilerine kıyasla, arazinin sadece yüzde 1’ini ve suyun yüzde 1’ini kullanarak hayvansız ürünler üretebileceğini iddia ediyor.  Mart 2018’de şirket 2021 yılına kadar temiz tavuk ve ördekleri mağazalara getirme niyetini açıkladı.

Girişimciler, geleneksel ete karşı, sürdürülebilir deniz ürünleri alternatifleri oluşturmak için de farklı adımlar atıyor. Bunun nedeni okyanus kaynaklarına olan talebin artmasıdır. Artan küresel talep nedeniyle küresel balık stoklarının yüzde 90’ı aşırı avlanmadan etkilenmiş durumdadır. Girişimciler, dünyanın balık arzını tamamen tüketmeden tüketicileri doyurmanın yollarını arıyor.

“Bitki bazlı protein, neredeyse hayvan bazlı olandan biraz daha hızlı büyüyor. Bu yüzden göçün bu yönde devam edebileceğini düşünüyorum.”

Bunu söyleyen en büyük et üreticilerinden olan Tyson Foods’un CEO’su Tom Hayes. Bu arada Tyson’un Beyond Meat’e yatırım yapan ilk paydaşlardan olduğunu hatırlatmak isterim.

Neden etsiz ete doğru bir yönelim olduğunu ve Corona sürecinde ne gibi alternatifler yaşandığını da bir başka yazımda anlatmak istiyorum.

Büyükbaş üretimine kota mümkün!

Benim kanaatim şudur:

Önümüzdeki beş yılda bu et hala pazardaki etkisini ve lezzet noktalarındaki konumunu koruyacaktır. Daha uzun dönemde ise, orkinos ve deniz ürünleri avlanmasında olduğu gibi büyükbaş üretimine de bir kota gelmesi mümkündür.

Bu kotanın et tüketimiyle ilgisi pek yoktur. Daha çok sera gazı gibi çevresel etkiler ve sürdürülebilir gıda sebebiyle olacaktır. Büyükbaş üretimi süt için, küçükbaş üretimi et için, gibi bir yaklaşım gelebilir.

Ağzımızın tadı bozulmasın, çiftçimizin eli daralmasın ama bunlar da dünyanın gerçekleri…

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen isminizi yazın